DOLAR

40,2592$% 0.13

EURO

46,7280% 0.07

STERLİN

53,9463£% 0.2

GRAM ALTIN

4.309,12%-0,18

ONS

3.335,67%0,36

BİST100

10.222,02%-0,03

İmsak Vakti a 02:00
Zonguldak AÇIK 29°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Dehidratasyon belirtileri nelerdir?

Dehidratasyon, vücudun aldığından daha fazla su kaybetmesi durumudur. Kaybedilen sıvıyla birlikte mineral tuzlar veya elektrolitler, özellikle sodyum ve potasyum dengesinde bozukluklar oluşur. Kaybedilen suyun yerine konulmaması vücutta ciddi problemlere yol açabilir. Memorial Şişli Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Yeliz Zıhlı Kızak, dehidratasyon hakkında bilgi verdi.

Dehidratasyon nedir?

Yetişkin bir insanın vücut ağırlığının yaklaşık %65’i sudan meydana gelir. Su, hücrelerin içinde, kan damarlarının içinde ve hücreler arasında bulunur. Normal şartlar altında vücut günde yaklaşık 2-2,5 litre su kaybeder ve bu miktarın tekrar vücuda girmesi gerekir.  Su vücudu sıklıkla ter, idrar ve dışkı yolu ile terk eder. Bu kayıplar günlük olarak yeteri kadar sıvı tüketimi ile telafi edilemezse dehidratasyon meydana gelir ve vücudumuz normal fonksiyonlarını yerine getiremez. Dehidratasyon kaybedilen sıvının miktarına göre hafif, orta ve şiddetli olmak üzere 3 gruba ayrılır. Hafif dehidratasyon yaygındır ve genellikle gün boyunca yetersiz sıvı alımından kaynaklanır. Çocuklarda ishal dehidratasyonu yaygın görülmektedir. Şiddetli dehidratasyonda sudan daha fazla sodyum kaybedilir. Bu tip dehidratasyon hiponatremi olarak da bilinir. Hiponatremi kandaki sodyum oranının 135 mEq/ L’den düşük olmasıdır.

Dehidratasyon nedenleri nelerdir?

Vücut normalde kaybettiği miktarda suyu yerine koyabilmek için bu süreçleri dikkatli bir şekilde dengeler. Sodyum, potasyum gibi belirli mineraller de sağlıklı bir sıvı dengesinin korunmasında rol oynar. Bebekler, çocuklar ve ileri yaştakiler susama hissine verdikleri veya suya erişme konusundaki yetersizlikleri sebebiyle dehidratasyon açısından daha fazla risk altındadırlar. Çok sıcak bölgelerde yaşayan ve güneş altında durmak zorunda olanlar da dehidratasyon açısından risk altındadır.

Dehidratasyon nedenleri şunlardır:

Yetersiz beslenme ve yetersiz sıvı alımı: Sağlıklı bir kişinin günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketmesi gerekir. Bu miktar yaş, kilo ve günlük fiziksel aktiviteye bağlı olarak değişiklik gösterir. Kişinin günlük ihtiyacı kadar su tüketmemesi dehidratasyon ile sonuçlanabilir. Aşırı tuz tüketimi ve mineral tuzlar içeren yiyecekler dehidratasyona katkıda bulunabilir.

Kusma ve ishal: Bazı hastalıklara bağlı olarak gelişen şiddetli bir şekilde ortaya çıkan akut veya uzun süren kronik ishaller, özellikle kusma da eşlik ediyorsa çok fazla su ve elektrolit kaybına neden olabilmektedir. Bu iki rahatsızlık ayrı ayrı da dehidratasyona sebep olabilmektedir. İshal bakteri, virüs veya parazit kaynaklı olabilmektedir. Bebeklerde, çocuklarda, yaşlılarda ve yeme bozukluğu (örneğin bulimia) olan kişilerde kusma nedeniyle dehidratasyon riski daha yüksektir.

Aşırı terleme: Ter ve terleme, vücudun ısı, nem ve fiziksel aktivite durumlarında kullandığı bir soğutma mekanizmasıdır. Yüksek hava sıcaklıkları ter yolu ile sıvı kaybına neden olmaktadır. Hipertiroidi gibi bazı kronik hastalıklar ve yoğun egzersize bağlı olarak da fazla terlenmesi eğer yeterli sıvı tüketilmezse dehidratasyona eğilim yaratır.

Yüksek ateş: Ateşin 38 derecenin üzerinde seyrettiği hastalıklarda sıvı kaybı görülebilir ve sıvı açığının yerine konmaması dehidratasyona neden olur. Güneş yanıkları da sıvı kaybına neden oldukları için dehidratasyon sebebidir.

Diyabet: Kan şeker seviyeleri yüksek seyrettiğinde böbrekler şekeri vücuttan atmak için idrar miktarını artırarak sıvı kaybına neden olur.

Böbrek hastalıkları: Böbreklerin su tutma özelliğini kaybetmesine neden olan günlük idrar miktarının arttığı hastalıklarda yeterli sıvı desteği sağlanmazsa dehidratasyon görülebilmektedir

Kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği ve protein kaybına neden olan böbrek hastalıkları gibi durumlarda üçüncü boşluğa sıvı kayıpları sonucunda dehidratasyon görülebilmektedir.

Dehidratasyon belirtileri nelerdir?

Dehidratasyon sonucu ortaya çıkan belirtiler, sıvı kaybı şiddetine göre değişiklik gösterir. Hafif dehidratasyonda halsizlik, yorgunluk, ağız kuruluğu, susama hissi, cilt kuruluğu, idrar miktarında azalma, kabızlık gözlenmektedir. Şiddetli dehidratasyon vakalarında genel durum bozukluğu, bilinç bulanıklığı, kan basıncında düşme, gözlerde kararma, baş dönmesi, baş ağrısı ve çarpıntı gibi yakınmalar gelişir. Şiddetli dehidratasyon yaşamı tehdit eden ciddi bir acil durumdur.

Dehidratasyon tanı yöntemleri nelerdir?

Dehidratasyonun tanısı klinik izlem ile konulmaktadır. Gerekli durumlarda kan, idrar ve böbrek fonksiyon testleri gibi tetkikler de yapılmaktadır

Dehidratasyon tedavi yöntemleri nelerdir?

Dehidratasyon derecesi ve nedenine göre tedavi şekillendirilir. Amaç kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konulmasıdır. Hafif ve orta derecedeki dehidratasyonun tedavisinde hastaların yeterli miktarda sıvı alması sağlanır. İshal, kusma ve böbrekler yolu ile aşırı sıvı kaybı olan vakalarda ağızdan verilen sıvı yetersiz kalıp, damar yolu ile elektrolit içeren sıvılar verilir. Bayılma, bilinç kaybı veya diğer ciddi bulgularla seyreden şiddetli dehidratasyon vakalarında acil müdahale gereklidir. Hastaların elektrolit durumunun da değerlendirilmesiyle sıvı açığı damar yolu ile dengeli elektrolit içeren sıvılar kullanılarak yerine konulur.

SIK SORULAN SORULAR

Dehidratasyon nasıl önlenebilir?

Günlük tüketilmesi gereken sıvı miktarı kilo, fiziksel aktivite ve çevresel faktörlere bağlı olarak bireysel olarak değişkenlik göstermektedir. Yoğun egzersiz yapılan günlerde ve sıcak havalarda ter yoluyla belirgin su kaybı olabilmektedir, bu dönemlerde sıvı tüketimi artırılmalıdır. İshal ve kusma gibi su kaybına neden olan hastalıklarda da günlük içilen su miktarı dehidratasyonu önlemek için artırılmalıdır. Sıvı ihtiyacı sadece su içerek karşılanmaz. Soda, ayran, sebze ve meyve suları, karpuz, salatalık, domates veya marul gibi özellikle su açısından zengin besinler yiyerek de su ihtiyacı karşılanabilir.

Dehidratasyon hayati tehlikeye neden olur mu?

Şiddetli ve uzun süreli dehidratasyon yaşamı tehdit eden bir acil durumdur. Kalp ve dolaşım sistemi bozukluklarına, böbrek taşlarına, idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek yetmezliğine sebebiyet verebilir.

Dehidratasyon açısında kimler risk altındadır?

Dehidratasyon herkesin başına gelebilir ama bazı insanlar daha yüksek risk altındadır. En çok risk altında olanlar şunlardır;

Yüksek irtifalarda yaşayan insanlar,

Özellikle maraton, triatlon ve bisiklet turnuvaları gibi dayanıklılık sporları yapan sporcular,

Diyabet, böbrek hastalığı, kistik fibroz, alkolizm ve adrenal bez bozuklukları gibi kronik hastalıkları olan kişiler,

Bebekler, çocuklar ve ileri yaşlılar dehidratasyon açısından daha çok risk altında bulunmaktadırlar.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ereğli’de Yangın Büyümeden Söndürüldü

HIZLI YORUM YAP